23 Mayıs 2014 Cuma 11:02:31

Yasaklara itirazım var!

Son haftalarda vizyona giren yerli ve yabancı filmlerin ülkemizde yasaklanması medya, sanat ve toplumda çok ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yasaklara itirazım var!

Sinema üzerine eleştiri

Son haftalarda vizyona giren yerli ve yabancı filmlerin ülkemizde yasaklanması medya, sanat ve toplumda çok ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.

3 Sinema 3 Bakış

Son haftalarda vizyona giren yerli ve yabancı film yapımlarının ülkemizde yasaklanıyor olması durumu medya, sanat, toplum ve siyasi koridorlarda çok ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi. Elbette ben bu durumda bir taraf olmayacağım. Çünkü bir tarafta rahatsız etmekte sınırları aşan filmler diye nitelendirilen bir kesim var, diğer tarafta ise daha yumuşak ve daha ılımlı bir kesim var. Toplumun değerleri, ahlaki yapısı, siyasi görüşü, gelenek ve göreneklerine aykırı duruş sergileyen bir tavır elbette sanat değeri taşıyamaz. Ancak düşünce ve sanat, üretim sürecinde sıkı sıkıya bağlıdır ve üretim mücadelesinin, toplumsal ve siyasal mücadelenin hem etkileyicisi, hem de onlardan etkilenendir. Baskı altındaki birikimler günün birinde mutlaka ışığa kavuşur. Bunu göz ardı etmemek gerekir.

Türkiye'de 3 Nisan'da vizyona giren ve başrolünde son haftalarda Türkiye'de Gelibolu ile ilgili yeni bir film çeken Russell Crowe'un oynadığı Noah-Nuh Büyük Tufan filmi, 3 Ortadoğu ülkesinde yasaklandı.
Gerekçe dini gerçeklerin saptırılması olarak verildi. Ancak daha önce yapımı gerçekleşen Nuh filimi serilerinde de aykırı denecek pek çok unsur vardı. Filmin günümüz dünyasında yasaklanması acı bir durum. Her toplum biçimi, kendine özgü bir kültür yapısına sahiptir. Aynı zamanda her toplum biçimi, kendisini değiştirecek ve yok edecek güçlerini de yaratır. Ortadoğu bu gerçeği her zaman göz ardı etmiştir. Sanat, alıcısını ve vericisini biçimleyen nesnel koşulların aslında bizzat kendisidir. Toplumsal düşünce ve sanat, kültürel süreç içerisinde yerlerini alırlar. Bir filmin yasaklanmasından ziyade filmi izleyip cesurca eleştirmek daha doğru bir yaklaşımdır.

İnsanları düşünmeye iten, doğasal ve toplumsal ihtiyaçlardır. İnsanlar canları istedikleri için şöyle ya da böyle düşünemezler. Onları, birbirlerinden farklı düşünmeye iten bazı zorunluluklar vardır. Bu nedenler, insan iradesinden bağımsız, var olan nesnel koşulların ürünüdürler. İnsanın doğal ve toplumsal pratiği beyne yansır. Yani insanlar bazen bazı gerçeklere mecbur boyun eğerler. Belki istemedikleri bir kaderin gölgesinde yaşamaya mahkum olurlar. Tıpkı Ülkemizde yasaklanan “Nymphomaniac” filminin kaderi gibi. Bakanlık Nymphomaniac filminin Türkiye'de yayınlanmasını yasakladı. Evet filmde bolca cinsel içerikli sahneler var. Ancak Nymphomaniac kavramıyla ilk kez tanışan tolumlar var. Bazı hastalıkları, sapkınlığa dönüşmeden önce tedbirlerini alarak baskı yapmadan topluma kazandırmak kadar daha güzel bir şey var mı sizce! Nymphomaniac filmi dünya üzerinde sex bağımlısı insanların var olduğuna dikkat çeken ilk filmdir ama yasaklı.

Filmlerin toplum üzerindeki etkisini yabancı yapımlar arasından eleştirirken, bir diğer yasaklı film de “İtirazım Var” yerli yapım. Başrollerinde Serkan Keskin, Hazal Kaya, Büşra Pekin, Öner Erkan'ın yer aldığı komedi filmi aslında. Bakanlıktan yasakla ilgili yapılan açıklamada 'çocukların ve gençlerin ruh ve beden sağlığını etkileyici unsurlar, genel ahlak insan onuru ve şiddet içermesi nedeniydi.

İnternetin hayatımıza girmesiyle bugün genç ve çocukların bilgisayar başında nerelere ulaştığı aşikar. Bir diğer olgu ise Boxoffice Türkiye’de gişe rakamlarına baktıktan sonra, saydığım üç filmin internet ortamına yaklaşık 1 Milyon izleyiciye ulaşması durumu. Belki yasaklanmasalardı, itiraz edilmeselerdi bu kadar fazla izlenmezdi.

Mehmet Şeylan

Bazı Haberler